Türkiye’nin siyasi tarihi, zaman zaman sert çatışmalara, ideolojik ayrışmalara ve hatta sağ–sol olaylarına sahne oldu. Ancak bütün bu gerilime rağmen geçmişteki siyasi liderlerin gösterdiği saygı, nezaket ve devlet adamlığı bugün hâlâ hafızalardaki yerini koruyor.
Yaklaşık 40 yıl boyunca Türk siyasetine yön veren Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş, birbirlerinin en büyük rakipleri olsalar da hiçbir zaman birbirlerine hakaret etmediler. Koalisyon kurdular, zaman zaman kurmak isteyip de kuramadılar, milletvekili transferleriyle siyasi dengeyi değiştirdiler fakat her şeye rağmen siyasetin seviyesini korudular.
Bugün çok tartışılan “siyasi nezaket” kavramı, aslında 1970’li ve 1980’li yıllarda siyasetin içinde canlı bir şekilde yaşanıyordu. Merhum Ecevit, Demirel, Erbakan ve Türkeş, ideolojik olarak farklı dünyaları temsil ediyorlardı. Ancak bir ortak noktaları vardı: Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkmak, ülkenin birliğini korumak.
Hiçbir zaman Atatürk üzerinden ayrıştırıcı bir dil kullanmadılar. Tersine, bir bütün olmayı başaran bir siyasi anlayış sergilediler.
Geçmişin mitinglerinde yalnızca gerilim değil, mizah ve zekâ da vardı. Halkla kurulan bağ, esprili söylemlerle güçlenirdi. Merhum Necmettin Erbakan’ın meşhur sözü hâlâ hafızalardadır:
“Kadayfın altı kızarmadı!”
Yine Demirel’in nüktedan üslubu, Ecevit’in halkla bütünleşen dili, Türkeş’in disiplinli ve kararlı duruşu siyasete ayrı bir renk katıyordu. Bugün sosyal medyada yankı uyandıran siyasi sloganlar o günlerde meydanlarda, halkın gönlünde karşılık buluyordu.
Ne yazık ki günümüz siyaseti, çoğu zaman hakaretler, kutuplaştırıcı ifadeler ve seviyesiz tartışmalarla gündeme geliyor. Oysa Türk siyasetinin yakın tarihi, birbirine taban tabana zıt liderlerin bile bir araya gelip devlet için el sıkışabildiğini gösteriyor.
Bu tablo, siyasetin yalnızca kavgadan ibaret olmadığını, tam tersine milletin ortak değerleri etrafında birleşebilmenin mümkün olduğunu kanıtlıyor.
Merhum liderlerin siyaset anlayışında, hem rekabet hem de nezaket bir arada yürüyordu. Ecevit’in halkçı tavrı, Demirel’in pratik çözümleri, Erbakan’ın inançlı mücadelesi, Türkeş’in milli duruşu… Hepsi farklı bir siyasi damarı temsil ediyordu. Fakat hepsini ortak paydada buluşturan şey, Türkiye’ye olan bağlılıklarıydı.
Bugün siyasetçilerimize düşen görev, geçmişten ders çıkararak siyasi nezaketi yeniden canlandırmak, kutuplaştırıcı değil birleştirici bir dil kullanmak olmalıdır. Çünkü siyaset yalnızca iktidar mücadelesi değil, aynı zamanda millete güven, umut ve birlik aşılamak demektir.
GĞNÜN SÖZÜ ”“Güç, ayrışmakta değil; birlikte yükselmekte saklıdır.”
GENEL
03 Şubat 2026GENEL
03 Şubat 2026GENEL
03 Şubat 2026GENEL
03 Şubat 2026GENEL
03 Şubat 2026GENEL
03 Şubat 2026UNCATEGORİZED
03 Şubat 2026
2
Yörük Türkmen Kültürünün Kalbi Çukurova’da Atacak
1199 kez okundu
3
Cumhur İttifakı’na Tepki: Şehit Aileleri Sessizliğe İsyan Ediyor!
728 kez okundu
4
KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti Arasındaki Kardeşlik İlişkilerine Gölge Düşüremezler
571 kez okundu
5
Hakan Ural’ın Gençlik Fotoğrafları Sosyal Medyayı Salladı
430 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.